top of page

Macarca öğreniyor olmanın dayanılmaz tuhaflığı

Bu bölümde bir cadı olmadığımı itiraf ettikten sonra neden Macarcanın bir piramite benzediğine ışık getirmeye çalışacağım.

İlk Macarca dersi öncesi sınıfta heyecanlı bir fikir alışverişinin uğultusu dolaşıyor. Bazı öğrenciler meraklı ve bilgiye aç gözlerle etrafa bakınırken bazıları şuradan buradan ezberlemiş oldukları Macarca sözcükleri etrafa saçıp dilin türlü türlü tuhaflığı hakkında yanında oturanlara küçük bir nutuk çekiyorlar. Macarların meşhur "Köszönöm"ünü ve gözü korkutan "Hogy vagy?"ını pek emin olamadıkları bir telaffuzla gurur duyarak dile getiriyorlar. Bu monologlara kulak misafiri olan kimileri ise buraya neden geldiklerini şimdiden sorgulamaya başlamış gözüküyor. Kimi Macarca öğrencisi adaylarının gözünün ucundan beni süzdüklerini hissedebilir "Haydı bakalım, bir mucize yarat da bir an önce öğreneyim bu dili" diye iç çektiklerini duyuyor gibiyim...

 

Bu noktada hemen kötü bir haber paylaşmak durumundayım: ben sihirbaz değilim. Sihirli değnek kadar "Macarcayı bir gecede öğrenme iksiri"nden de yoksunum. Öğrenmeye çabalamayan hiç kimseye Macarca öğretemem. Bununla beraber işine hayran bir öğretmen ve hem Macarcayı hem de Türkçeyi çok seven bir dil sevdalısı olarak Macarca öğrenmenin son derece ilginç bir tecrübe ve harcanacak enerjinin son damlasına bile değecek bir uğraş olduğunu taahhüt edebilirim.

 

Bu yabani dili terbiye etmeye dünden hazır olanların beklentilerini karşılamak ve şimdilik onları nasıl bir macera beklediğini bilmeyenlerin hevesini tetikleyecek kıvılcımı saçmak adına Macarcanın tam olarak nasıl bir dil olduğunu anlatmak istiyorum. Hem de anadili Macarca olan Türkçe hayranı, bir zamanlar İspanyolca öğretmeni ve İngilizce manyağı, Almancayla "ne seninle ne de sensiz" bir ilişkisi olan ve yeni yeni Rusçanın tadına bakmaya çalışan birinin gözlüklerinden göründüğü şekliyle.   

Her şeyden önce ilk derslerin olmazsa olmazı haline gelmiş bir soruya değinmek istiyorum: Macarca zor mu? Bir Macar olarak "Hayır, hiç de değil" diyebilirim fakat bir öğretmen olarak "O tamamen size bağlı" demek zorundayım. Evde ders çalışan, yeni kelimeler ezberlemeye üşenmeyen, derslere sürekli katılan ve zorlandığı zaman da hevesini yitirmeyenler için Macarca zor değil. Ödevlerini hep yarına bırakan, evde konuları tekrar gözden geçirmek istemeyen, notlarına ancak derse gelirken metrobüste şöyle bir göz atan öğrenciler için altından kalkamayacakları kadar zor olacak Macarca öğrenmek. Hemen eklemeliyim ki bu Macar dilinin suçu değil (ve parentez içinde öğretmenin suçu olmadığını da belirtmek isterim.)

Herkesin İngilizce, Almanca, Fransızca veya Rusça öğrenmeye çalıştığı bir dünyada Macarca öğrenmek ilk başta zor gelebilir. Ama bu dilin gerçekten zor olduğu anlamına gelmez. Macarca farklı bir mantığa sahiptir normalde öğrenilmeye çalışılan dillerden. Fazla bilimsel açıklamalara karışmadan Macarca, Hint-Avrupalı bir dil değil. İngilizce, Almanca, Fransızca veya Rusça öğrenmeye çalışırken kullandığımız mantık burada pek bir işe yaramayacak. Macarca farklı bir mantığa sahiptır, dolayısıyla öğrenmeye çalışırken farklı bir yaklaşıma başvurmamız ve önce bu mantığı anlamamız gerekmektedir.

 

Macarca, Ural-Altay dil ailesinin Ural ağına mensup bir dil. Anadili Türkçe olanlara bu olgu bir müjde olması gerek çünkü demek ki Macarca ve Türkçe uzaktan akraba lisandır ve böylece birkaç noktada bu iki dil benzerlikler göstermektedir. Macarca da sondan eklemeli bir dil; bir kelimeye biz de türlü türlü ekler yapıştırabiliriz, hem de bazen ardı arkası kesilmeden. Bu yüzdendir ki "megszentségteleníthetetlenségeskedéseitekért" gibi upuzun sözcüklerle karşılaşmamız mümkündür. (Kendisi Macarcanın en uzun kelimesi ünvanına sahiptir ve Türkçeye çevirmesi en az ezberlemesi kadar zordur. "Azizsizleştiremedikleriniz için" diye bir çeviri girişimiyle yetinelim şimdilik.)

Macarcanın da --Türkçe gibi-- yazıldığı gibi okunduğu söylenmektedir. Ne var ki bazı istisnalar mevcuttur, Türkçede de mevcut olduğu kadar.

Şimdilik ayrıntılarına girmeyeceğim çok sayıda dil bilgisi noktaları da benzerlikler gösterdiği gibi Macarca ve Türkçe arasında benzer sözcükler de bulmak mümkün. Bunların bazıları sadece ses açısından değil, anlam açısından da aynı veya çok benzemektedir: balta, papucs, sapka, szakáll, sofőr, kapu, sál, kabát, tepsi vb. Bazı sözcükler çok benziyorsa bile "false friends"ten yani yanlış arkadaşlardan başka bir şey değiller: hal (balık), szoba (oda), ablak (pencere), patak (dere), ajak (dudak) vb. 

Most jön "a piramis".

Tippek:

- ezberbozan olmamak gerekiyor - tekrar önemlidir

- doğru yapabilene kadar değil, yanlış yapamayana kadar ders çalış

- azla yetinmeyi bil ama sürekli meraklı kal

- öğretmen sihirbaz değil, öğrenmek istemeyene dil öğretemez

- dil öğretilmez, öğrenilir. Ben sadece yol gösterebilirim.

- benim öğreteceklerim sizin öğrenecekleriniz kadar

l

l

l

l

l

A végén jó tanulást kívánni és aláírni sajátkezüleg.

l

l

Macarca ve Türkçe
bottom of page